TÜRKİYE'DE İŞ GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ

TÜRKİYE'DE İŞ GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜ

Türkiye'de İş Güvenliği Kültürü kavramının temelini, devletin, işverenin ve çalışanların iş güvenliği sorumlulukları tanımlarını net olarak açıklamak ve süreklilik arz edecek şekilde uygulanmasını sağlamak teşkil ediyor.

Hayatımızın büyük çoğunluğunu evimizden uzakta çalışarak geçirdiğimizi göz önünde bulundurursak, iş güvenliğinin ne kadar çok önem arz ettiğini de görmemiz mümkün olacaktır.

Türkiye’de İş Güvenliği Kültürü'nün Önemi!

Türkiye’de iş güvenliğinin önemine bakıldığında; bunun en temelinde verilen eğitimlerin yeterli olup olmadığı, uygulanabilirliği ve ne derece etkili olduğunu değerlendirmek gerekir.

İş hayatımızda, genel olarak iş güvenliği kültürünün eksik olması başlı başına sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitimle giderilebilecek olan bu eksiklik lisans ve lisans üstünü uygulamalı kapsamanın dışında, temel eğitim dediğimiz ve temel taşlarının yerine oturmaya başladığı çocukluk döneminde de kazandırılabilir.

iş güvenliği kültürü

Çünkü ancak eğitimle bu iş güvenliği kültüründeki eksiklik giderilir. Bakıldığı zaman belki de basit gibi görünen fakat hemen her gün yaşadığımız ve kullandığımız yollarımız da yaya olarak karşıdan karşıya güvenli bir şekilde geçebilmek bile öğretilerek kazandırılan bir güvenliktir esasen. En çok madenlerde, inşaat veya kimya laboratuvarlarında ilk sırada önem arz eden iş sağlığı ve güvenliği tabii ki sağlık sektöründe de okullarımızda da son derece önemli bir yere sahiptir.

İş sağlığı ve iş güvenliği anlamında çalışana verilecek eğitimlere bakıldığında içerik açısından dolgun görülse de uygulamada eksik oluşu sahada yetersiz kalışı büyük bir sorun olarak gün yüzünde durmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği eğitimi olmadan çalışanlar sahaya çıkarılmaktadır. Bütün bunların önüne geçilmeli ve en basit şekilde de olsa bilgilendirme orta-alt düzey yönetici tarafından bile olsa yapılmalıdır. Eğitimlerin asıl amacı, önce iş güvenliği kültürü oluşturmak, sonrasında ise pekiştirmek olmalıdır.

ÇALIŞANLARIN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİNİN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK , çalışanlara verilmesi gereken eğitimlerin nasıl yapılacağını belirlemektedir.

İş Güvenliğinde Devletin Sorumlulukları

Temelde; Devletin Türkiye'de İş Güvenliği Kültürü oluşturmaktaki görevi mevzuatı oluşturmanın yanı sıra, bu mevzuatın sürekli ve yaptırımları olan bir süreçle takibini yapmaktır.

Bunun için; çıkartılan ve sürekli güncellenen yönetmeliklerin, kâğıt üzerinde kayıtlı kalmasından veya sadece bir kaza meydana geldiğinde hatırlanıyor olmasının önüne geçmek de devletin sorumluluğudur.

Görünüşte İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili mevzuatı yeterli bile kabul etsek de uygulamada ve devletin asıl sorumluluğu olan denetimlerde büyük eksiklik hemen göze çarpıyor. Devletin "göz yumması", " görmezden gelmesi", "kişiye ya da kuruma özel davranması" ilk dikkat çeken olumsuzluklar. Kanun ve yönetmeliklerin tüm kişi ve kurumlara eşit şekilde uygulanması ön planda olmalıdır.

İş Güvenliğinde İşverenin Sorumlulukları

30 Haziran 2012 tarihli 6331 numaralı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 28339 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ve buna bağlı olarak madde madde oluşturulan yönetmeliklerle yapılması gerekenlere ışık tutmaktadır. İşverenin oluşabilecek herhangi bir kazanın önüne geçebilmesi için yapması gerekenler kısaca değinecek olursak işverenin, çalışanın iş sağlığını ve güvenliğini garanti altına almak gibi bir zorunluluğu vardır.

Bu nedenle; yapılan işin oluşturduğu riskleri engellemesi ve bu doğrultuda gerekli olan eğitimleri verdirmesi, risk değerlendirmesi yapması/yaptırması, iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı her türlü tedbiri alması gerekmektedir. Ayrıca çalışanına vermiş olduğu işin, onun sağlığı ve güvenliği açısından uygun olup olmadığını gözetmekle birlikte gerekli denetimleri yapması da işverenin görevleri arasında sayılmaktadır. Bu amaçla oluşan hiçbir maliyet çalışanlara yansıtılmaz.

iş güvenliği kültürü-1

İş Güvenliğinde Çalışanın Sorumlulukları

Çalışanın iş sağlığını ve güvenliği hususunda yapması gerekenlere yani sorumluluklarına bakıldığında, özünde işverenin oluşturmuş olduğu düzene uymaları ve etkileşim içerisinde davranmaları gerekmekle birlikte çalışma arkadaşlarına tehlike oluşturabilecek her türlü durumdan kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle sorumludur.

İşyerinde bulunan araç ve gereçlerin kullanımında kuralları ihlal etmemeleri gerekmektedir. Kişisel koruyucu donanımlar ihmal edilmeden kullanılmalı işi gerçekleştirme sırasında kullanılması gereken araç gereçler ihmal edilmeden temin edilmeli ve doğru kullanılmalıdır. Denetleme sonucunda oluşan eksiklikler telafi edilmeye çalışılmalı işveren ile uygun bir etkileşim sağlanarak oluşabilecek bütün sorunlara karşı önlem alınacak seviyeye ulaşılmış olunmalıdır. Telafisi ve geri dönüşü mümkün olmayan kazalar ve ölümler göz önünde bulundurularak her türlü önlem alınmalı ve gerekli eğitimler uygulamalı şekilde verilmelidir.

İnsan sağlığı basite alınamayacak kadar değerli oluşu akıllardan çıkarılmayarak gerekli bütün donanımlar sağlanmalıdır. Bu işverenin olduğu kadar, çalışanın da dikkate alıp önemsemesi gereken bir konudur.

Sonuç olarak; Türkiye'de İş Güvenliği Kültürü oluşturmanın temelini, eğitim oluşturuyor. Bu sadece temel, spesifik iş güvenliği ve iş sağlığı eğitimleri ile sınırlandırılamaz.

Asıl amaç, ilkokullardan başlayarak; çocuklarımıza iş sağlığı ve güvenliği kavramını ve özellikle de iş güvenliği kültürünü pekiştirici eğitimler vermek, onları iş güvenliği bilincine sahip olacak şekilde yetiştirmek en uygunu olacaktır. Temeli sağlam olmayan bir kavramı, ilerleyen yıllarda kısa ve özet eğitimlerle pekiştirmek ne yazık ki mümkün olmuyor.

İsg-212x72

Paylaş Facebook Twitter E-Mail Whatsapp