FİZİKSEL RİSK ETMENLERİ

İşyerlerinde çalışma ortamını ve çalışan sağlığını olumsuz yönde etkileyen yuapılan işten kaynaklanan risklerin yanında, ortamın mevcut şartlarının uygunsuzluğu nedeniyle ek riskler yaratan, uzun vadede meslek hastalıklarına yol açabilen Fiziksel Risk Etmenleri, temelde ölçümü ve kontrolü kolay, basit önlemlerle bertaraf edilebilecek uygunsuzluklara işaret ederler.

Her ne kadar basit önlemlerden bahsedilse de, genelde önlem alınmayan, önemsenmeyen fiziksel risk etmenleri, orta ve uzun vadede, hastalıklara, meslek hastalıklarına ve sonuç olarak kalıcı hasarlara neden olabilirler.

FİZİKSEL RİSK ETMENLERİ NELERDİR?

Fiziksel risk etmenleri, herhangi bir sektörde çalışanların sağlık durumlarını etkileyebilecek fiziksel faktörleri tanımlamaktadır. Çalışılan ortamın ısısı, nem oranı, aydınlanma yöntemi, gürültüsü, titreşimi, basıncı söz konusu faktörlerden bazılarıdır. Bu faktörlerin doğru bir şekilde ayarlanmaması çalışanların sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle tehlikeli ve ağır işlerde çalışanlar büyük risk altındadırlar. Her iş yerinin fiziksel olanakları birbirinden farklıdır. Öyle ki aynı ürünü üreten iki farklı firmanın fiziksel koşulları bile birbiriyle aynı değildir. Burada yapılması gereken temel şey fiziksel koşulların çalışanlar için en uygun hale getirilmesidir.

1- Gürültü

gürültü

İletişimin temel bileşenlerinden birisi olan ses, dalgalar şeklinde iletilir. İnsan kulağının algılayabileceği ses dalga boyu aralığı 20-20.000 Hertz arasıdır.

Gürültü terimi ise, temel olarak "istenmeyen ve rahatsız eden ses" olarak tanımlanabilir. İşyerlerinde, çalışanlar üzerinde olumsuz etkilerini fizyolojik ve/veya psikolojik yönden gösteren gürültü, risk değerlendirmelerinde fiziksel risk etmenleri kategorisinde analiz edilmelidir.

Ses şiddeti birimi "desibel"dir ve "dozimetre" olarak adlandırılan gürültü ölçer cihazlarla ölçümü yapılabilir.

İşyerlerinde gürültünün şiddeti kadar, maruziyet süresi de oldukça önemlidir. Mevzuatımıza göre, 80 dB (desibel)'e kadar ölçülen gürültü, çalışmaya müsaittir. Yine de gürültü seviyesinin bu aşamaya gelmesi beklenmeden kulak koruyucuların kullanımı uygundur.

80 dB üzerinde gürültülü ortamda çalışanlar için işveren tarafından mutlaka kulak-işitme koruyucuların temini şartı vardır. Bu donanımların kullanılma zorunluluğu ise 85 dB ve üzerindeki çalışma alanların için geçerlidir.

Fiziksek risk etmenleri bağlamında gürültü, çalışanın işitme duyusunun kaybına ya da zararına işaret etmektedir. İş yerlerinden özellikle yüksek seslerde çalışan makinalar, dokuma tezgâhları, testere dişli makinalar vb. ses kaynakları sürekli olarak gürültü oluşturmaktadırlar. Endüstri sektöründe hızlı çalışan makinalar, gürültünün artmasına yol açmıştır. Ülkemizde var olan ve en sık rastlanan meslek hastalığı gürültüye bağlı, işitme kaybıdır. Buna bağlı yaşanan işitme kaybının tedavisi tıbben mümkün değildir. Gürültü işitme duyusunu üç farklı şekilde etkilemektedir.

1- Akustik Sarsıntı (Travma): Çok yüksek bir sese aniden maruz kalma sonucunda oluşan sarsıntıdır.

2- Geçici İşitme Kaybı: Yüksek gürültülü bir ortamdan ayrılan kişinin işitme duyusunda azalma meydana gelir. Bu tür azalmalar, maruz kalınan sesin frekans aralığına, basınç düzeyine, maruz kalınan zaman aralığına ve gürültü tipine göre değişiklik göstermektedir. Belirli bir süre dinlendikten sonra geçmektedir.

3- Kalıcı İşitme Kaybı: Çok uzun yıllar gürültüye maruz kalan kişilerde görülen bir işitme kaybıdır. Bu işitme kaybı da geçici işitme kaybında olduğu gibi sesin frekansına, şiddetine gürültü tipi ve ne kadar maruz kalındığına göre değişebilmektedir.

(Konu ile ilgili olarak GÜRÜLTÜ VE İŞ GÜVENLİĞİ başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz)

2-Titreşim

titreşim

Titreşim, mekanik bir sistemdeki salınım hareketlerini tanımlar. Yani potansiyel enerjinin kinetik enerjiye, kinetik enerjinin ise potansiyel enerjiye dönüşmesi adına titreşim adı verilir. Titreşimin yapısını, frekansı, şiddeti ve yönü belirler. Endüstri sektöründe birçok titreşim türü bulunmaktadır. Titreşim, çalışan makine ve araç-gereçlerin çalışmaları sırasında oluşur. Çalışan ve genellikle iyi sabitlenmemiş araç-gereçler titreşim oluştururlar.

Titreşimle yapılan çalışmalarda en belirgin meslek hastalığı olarak tanımlanabilecek olumsuzluk "Beyaz Parmak Hastalığı" olarak da bilinen "Raynaud Fenomeni" dir.

Tipik olarak soğuk ya da duygusal stres sonrasında ortaya çıkan, genel olarak el parmaklarında, daha az sıklıkta ise kulakta, burunda veya ayak parmaklarında görülen dolaşım bozukluğudur. En önemli belirtisi parmaklardaki beyazlaşma olduğu için “beyaz parmak hastalığı” olarak da bilinir.

3-Aydınlatma

aydınlatma

Görme, çalışılan yerlerde en çok ihmal edilen etmenlerden biridir. Aydınlatmada en önemli şey, yapılan işin en iyi şekilde görülebilmesidir. İş yerlerinde doğru aydınlatma yöntemlerinin korunması kişilerin göz sağlığı açısından oldukça önemlidir. Doğru aydınlatma sayesinde birikimli kas ve iskelet sistemi korunur, oluşabilecek iş kazalarının önüne geçilmiş olunur. Unutulmamalıdır ki tüm iş yerlerinde gerekli olan aydınlatma sistemi aynı değildir. Amaca uygun aydınlatma en doğru aydınlatma şeklidir.

(Konu ile İlgili Olarak İŞYERLERİNDE AYDINLATMA başlıklı makalemizi de okuyabilirsiniz)

4-Termal Konfor

termal konfor

Termal Konfor; Çalışanların iş yerlerinde sıcaklık, nem ve hava akımı gibi iklim şartları açısından fiziksel ve zihinsel bir rahatlık içinde bulunmalarını ifade eder. Termal konfor özellikle kapalı ortamlarda kendini belli etmektedir. İklim, çalışanlar üzerinde inanılmaz derecede etkili bir faktördür. Örneğin, ısı oranı çok yüksek iş yerlerinde iş veriminin düştüğü, kramplar ve ısı çarpması gibi sonuçlar doğurduğu gözlenmiştir. Uzun süre çok soğuk iş yerlerinde çalışan kişilerin ise fazla gıda aldığı ve buna bağlı kilo alımında artış gözlenmiştir. Kilo alımının fazla olması ise iş verimini düşürmektedir.

(Konu ile ilgili olarak İŞYERLERİNDE TERMAL KONFOR başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz)

5-Radyasyon

radyasyon

Radyasyon, ışıma olarak dilimize çevrilmektedir. Atomlar, güneş ve diğer yıldızlar enerji yayarlar ve bu enerjiye radyasyon adı verilir. Dalga halinde veya parçacık modeli ile yayılmaları söz konusudur. Dalga biçimindeki radyasyona en iyi örnek, elektromanyetik dalgalardır. Gamma ışınları, x-ışınları, morötesi ışınlar vb. elektromanyetik radyasyon biçimlerindendir. Parçacık modeli ile yayılanlar ise; alfa ışınları, beta ışınları, nötron ve proton ışınlarıdır.

Radyasyonlu ortamlarda çalışanların, çalışma şartları ve ortamları, ayrıca düzenlenmeli, mesai süreleri, dinlenme periyotları, maruziyet sürelerine bağlı olarak özenli bir şekilde ayarlanmalıdır.

6-Basınç

basınç

Birim alana uygulanan kuvvete basınç adı verilir. İş sağlığı ve güvenliği bağlamında basınç ise, normal hava basıncının, olması gerekenden daha fazla veya daha az olması gereken basınçtır. Yükseklere çıktıkça basınç düşmektedir. Bunun nedeni ise, yüksekliğin artmasıyla yerçekiminin, atmosfer kalınlığının ve gaz yoğunluğunun azalmasıdır. Yani basınç ve yükseklik arasında bir ters orantı söz konusudur. Atmosfer basıncından yüksek veya alçak basınçlı ortamlarda çalışan insanlarda kalp, dolaşım ve solunum ile ilgili rahatsızlıklar görülebilmektedir.

Ayrıca, çalışma ortamına bağlı olarak, çalışanların yüksek basınç içeren çeşitli donanımlarla çalışmaları söz konusu olabilir.

Kompresörler, basınçlı gaz tüpleri, hidroforlar, basınçlı kazanlar bu tür ekipmana örnek olarak verilebilir. Ani basınç boşalmalarına karşı, hortum, boru, rekor, vana bağlantıları özenle kontrol edilmeli, whip-check'ler aracılığı ile, ani kopmalarda savrulamların önüne geçilmeye çalışılmalıdır.

7- Ergonomi

ergonomi

Ergonomi kelimesi kısaca iş bilimi anlamına gelmektedir. Uzun anlamıyla ergonomi; bireyin fiziksel ve psikolojik özelliklerini araştırmak suretiyle, insanın makine ve çevreyle adaptasyonunu inceleyen çalışmaların bütünüdür.

Üretimin yoğunlaştığı, verimliliğin önem kazandığı endüstri çağında insanın makine ile çalışma süreci yoğunlaşmıştır. Bu sebeple insana uyumlu makinelerin geliştirilmesi, çalışma ortamının insani koşullarda olması oldukça kritik bir önem kazanmıştır. Ergonomi çalışma hayatının her aşamasında kullanılan makinelerin, ekipmanın ve bulunulan çevrenin insanın fiziksel ve ruhsal yapısına uyumlu bir şekilde düzenlenmesini esas alır. Ergonominin diğer bir adı iş bilimi veya insan mühendisliği olarak belirtilir. Fizyoloji, anatomi, biyoloji, psikoloji gibi pek çok bilim dalıyla eşgüdümlü olarak çalışır. Bu şekilde en ideal çalışma koşullarının yaratılmasını sağlar.

Fiziksel risk etmenleri, Uzun süreli maruziyetlerde meslek hastalıklarına yol açabileceği gibi, iş kazalarına da sebep olabilecek potansiyele sahip kriterlerdir.

İş Ekipmanlarının Periyodik Kontrolleri başlıklı yazımızda da bahsedildiği üzere; kullanılan her donanım, düzenli kontrol edilmeli ve raporlanmalıdır.

İş yerlerinde yapılacak termal konfor, aydınlatma, radyasyon gibi ölçümler, fiziksel risk etmenleri kontrolünde avantaj sağlayacaktır.

ERKAN GÜN

A SINIFI İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI

MADEN MÜHENDİSİ

İsg512x512png