"PANOPTİKAN MODELİ" ve ÇALIŞANLAR
Panoptikon, 18. yüzyılın sonlarında İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham tarafından tasarlanan dairesel bir hapishane mimarisi modelidir. Kelime anlamı olarak "her şeyi gören" (pan-opticon) demektir.
Panoptikon, ortasında yüksek bir gözlem kulesi bulunan dairesel bir binadır. Binanın dış çeperinde mahkumların kaldığı hücreler yer alır. Her hücrenin hem dışarıya hem de iç avluya (kuleye) bakan birer penceresi vardır. Kulenin pencereleri ise panjurlarla veya özel bir ışıklandırmayla kapatılmıştır; böylece mahkumlar kulenin içini göremezken, kuledeki gözlemci her bir hücreyi net bir şekilde görebilir.
Temel Prensip: Görünmeden Gözetlemek
Tasarımın en can alıcı noktası, mahkumun ne zaman izlendiğini asla bilememesidir. Mahkum, her an izleniyor olabileceği ihtimalini düşünerek kendi davranışlarını kontrol etmeye başlar. Bentham bunu "görünür ama ulaşılamaz bir iktidar" olarak tanımlamıştır. Bu durum, fiziksel zorlamaya gerek kalmadan bireyin kendi kendini denetlemesini sağlar.
Michel Foucault ve Panoptisizm
Fransız düşünür Michel Foucault, "Hapishanenin Doğuşu" adlı eserinde Panoptikon'u modern disiplin toplumunun bir sembolü olarak kullanmıştır. Foucault'ya göre bu model sadece hapishanelerle sınırlı değildir; okullar, hastaneler, fabrikalar ve kışlalar da benzer bir gözetim mantığıyla çalışır. İktidar veya yönetim, bireyi sürekli gözetim altında tutarak onu "uysal bir beden" haline getirmeyi hedefler.
Bugün Panoptikon kavramı genellikle dijital gözetim, kamera sistemleri (MOBESE), sosyal medya algoritmaları ve veri madenciliği gibi konuları tartışırken kullanılır. İnternet üzerindeki ayak izlerimizin sürekli takip ediliyor olması, modern dünyanın devasa bir "dijital panoptikon"a dönüştüğü eleştirilerini beraberinde getirmektedir.
Çalışma Hayatında Panoptikan Anlayışı
Panoptikon (pan-opticon) fikri işyerlerinde, çalışanların her an izlenebildiği ancak ne zaman izlendiklerini tam olarak bilmedikleri bir denetim mekanizması olarak karşımıza çıkar. Bu durum, fiziksel bir kuleden ziyade dijital ve yönetimsel araçlarla sağlanır.
İşyerlerinde panoptik modelin uygulanma biçimleri şunlardır:
Dijital Gözetim ve Takip Yazılımları
Modern ofislerde en yaygın panoptikon örneği, bilgisayarlara yüklenen takip yazılımlarıdır. Ekran görüntüleri alan, klavye vuruşlarını (keystroke) kaydeden veya aktif/pasif süresini ölçen bu sistemler, çalışanın "her an izleniyor olabilirim" düşüncesiyle sürekli çalışır durumda kalmasını sağlar. Çalışan, yöneticisinin o an ekranına bakıp bakmadığını bilmez, ancak bakma ihtimali davranışlarını disipline etmeye yeter.
Açık Ofis Tasarımları
Fiziksel mimari açısından açık ofisler, Bentham’ın dairesel hücre yapısına benzer bir işlev görür. Duvarların ve kapıların olmadığı bir ortamda, herkes herkesi görebilir. Yöneticilerin masalarının genellikle tüm ofisi görecek şekilde konumlandırılması, çalışanlar üzerinde sürekli bir "görünürlük" baskısı yaratır. Bu durum, kişisel işlerle uğraşmayı veya mola sürelerini uzatmayı zorlaştırır.

Performans Metrikleri ve Skor Tabelaları
Çağrı merkezleri veya lojistik depoları gibi alanlarda, çalışanların performans verilerinin (cevaplanan çağrı sayısı, paketleme hızı vb.) anlık olarak büyük ekranlarda veya ortak panellerde sergilenmesi bir tür "sayısal panoptikon" yaratır. Birey, sadece yönetici tarafından değil, iş arkadaşları tarafından da sürekli kıyaslandığını ve izlendiğini bilerek kendi hızını artırmak zorunda hisseder.
Öz-Denetim ve Psikolojik Etki
Panoptikonun işyerindeki en büyük başarısı, dışsal bir zorlamaya gerek kalmadan çalışanın kendi kendini denetlemesidir. "Gözetim altında olma" hissi içselleştirildiğinde, çalışan başında kimse olmasa bile sanki izleniyormuş gibi davranmaya başlar. Bu durum verimliliği kısa vadede artırsa da, uzun vadede çalışanlarda yüksek stres, tükenmişlik ve kuruma karşı güvensizlik gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Etik ve Mahremiyet Tartışmaları
Panoptikon anlayışının işyerlerinde ve toplumda uygulanması, etik açıdan oldukça tartışmalı bir konudur. Bu tartışmalar genellikle verimlilik ve güvenlik ile bireysel özgürlük ve insan onuru arasındaki çatışma noktasında toplanır.
Panoptikonun etik boyutunu şu ana başlıklarla değerlendirebiliriz:
1. Özerklik ve İnsan Onuru
Etik açıdan en büyük eleştiri, panoptikonun bireyi bir "nesneye" indirgemesidir. Kişi, sürekli izlendiğini bildiğinde doğal davranmayı bırakır ve dışarıdan dayatılan bir kalıba girer. Bu durum, bireyin kendi kararlarını verme ve özgürce hareket etme yetisini (özerkliğini) zedeler. İnsanın sadece bir "üretim birimi" veya "gözetim nesnesi" olarak görülmesi, etik düzlemde insan onuruna aykırı bulunur.
2. Güven İlişkisinin Zedelenmesi
İşyerlerinde panoptik denetim, işveren ve çalışan arasındaki karşılıklı güveni ortadan kaldırır. Etik bir çalışma ortamı şeffaflık ve güven üzerine kuruluyken, panoptikon "herkes potansiyel bir kural ihlalcisidir" varsayımıyla hareket eder. Bu durum, çalışanlarda kuruma karşı yabancılaşma, sadakat kaybı ve etik dışı davranışlara (sistemi kandırma yolları arama gibi) ironik bir şekilde zemin hazırlayabilir.

3. Psikolojik Sağlık ve "Panoptik Kaygı"
Sürekli gözetim altında olmanın yarattığı kronik stres, etik bir sorundur. "Görünmez bir göz" tarafından yargılanma hissi; anksiyete, tükenmişlik sendromu ve yaratıcılığın felç olması gibi sonuçlar doğurur. Bir yönetim modelinin, çalışanların ruh sağlığı üzerinde bu denli ağır bir yük oluşturması, modern iş etiği ilkeleriyle (çalışan refahı) çelişir.
4. Güç Asimetrisi ve Şeffaflık Eksikliği
Panoptikonda güç dengesi tamamen gözetleyendedir. Gözetlenen kişi kimin, ne zaman ve hangi veriyi topladığını bilmez. Etik açıdan "bilgilendirilmiş onam" (informed consent) ilkesi burada ihlal edilir. Verilerin nasıl kullanıldığına dair şeffaflık yoksa, bu durum gücün kötüye kullanılmasına (ayrımcılık, haksız işten çıkarma vb.) açık bir kapı bırakır.
5. Faydacı (Utilitarian) Bakış Açısı vs. Hak Temelli Bakış
- Savunma (Faydacılık): Bentham gibi faydacı düşünürler, panoptikonun "en az maliyetle en yüksek düzeni" sağladığını savunur. Eğer gözetim suç oranını düşürüyor veya iş kazalarını önlüyorsa, toplumun genel faydası için etik kabul edilebilir.
- Eleştiri (Hak Temelli): Kantçı veya hak temelli yaklaşımlar ise, sonucun ne kadar "faydalı" olduğuna bakmaksızın, mahremiyetin ve bireysel özgürlüğün temel bir hak olduğunu ve bu hakkın verimlilik uğruna feda edilemeyeceğini savunur.
Özetle
Günümüzde panoptikon anlayışı, "Gözetim Kapitalizmi" ve "Veri Etiği" tartışmalarının merkezindedir. Modern etik anlayışı, gözetimin sadece kaçınılmaz olduğu durumlarda (güvenlik gibi), orantılı, şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini vurgular. Sırf verimliliği artırmak için uygulanan mutlak gözetim, çağdaş etik standartlarında genellikle "etik dışı" veya "baskıcı" olarak kabul edilmektedir.
![]()